Radyo… Vefakâr bir dost gibi duruyor odalarımızda. Eski alışkanlıklarımızdan biri. Artık aramızdan bir bir ayrılan büyükler için, “ajans”la haber takibi anlamını taşırken, dünün gençleri için de bir fal, bir dilek dileme aracıydı radyo;
“Şarkılardan fal tuttum ikimize kaç kere,
Sana bahar, gül bülbül, bana hep hasret düştü…”
Böyle bir şey vardı eskiden; radyoda istek saati dinlenir, “bu şarkı benim olsun” diyerek gelecek şarkının, gizli aşkın akıbetine dair iyi şeyler söylemesi beklenirdi. Ama her zaman “gül, bülbül” değil, bazen de “hasret” düşerdi…
***
Özel radyoların varlığı Türkiye’de her bakımdan çığır sayılır. Herşeyden biraz biraz, karma yayıncılık da yerini tematik yayınlara bıraktı devam edegelen süreç içinde. Sohbet içerikli olanlar, kültürel ağırlıklılar, haber yapanlar… Poptan caza, arabeskten türkülere, sanat müziğine kadar her konunun müstakil bir frekansı var neredeyse. Ne var ki, insan bu rengârenk biçimlerin içinde âşinâsı olduğu bir üslup da arıyor. “Erenköy’den Hâle ve Jâle, Ümraniye’den bütün mahalle!” diye şakalarımıza kadar giren anonsları bir ben hatırlamıyorumdur, değil mi?
TRT de bu yönde bir seyir içinde. TRT’nin dinleyenlerine son armağanı ise; TRT Nağme. Şimdilerde bu yeni keşfimi dikkatle dinlemekteyim. TRT Nağme çok önemli bir zamanda, önemli bir konumda başladı yayın hayatına. Eski tadı arayanlarla, yeni kuşaktan Türk Müziğine yeteri kadar yakın olamamış dinleyiciler aynı potada eriyecekler. Aslında bu bakımlardan sorumluluğu da ağır bir kanal. Bir işin hem doğru hem de geniş kitleleri kucaklayarak yapılabilmesi elbette kolay değil. Sanıyorum burada iş, ehil kadrolarla çalışmanın önemine dayanıyor. Bu yüzden TRT Nağme’nin yöneticiler başta olmak üzere, bütün yapım ve yayın görevlilerine Allah kolaylık versin. Ama bilmemliler ki, pek çok gönlün de iyi dilekleri onlarla beraber.
TRT Nağme’de şahsım adına en mutlu olduğum şeylerden biri, sesiyle, Türkçesiyle önemli zirvelerden, usta radyo-tv sunucusu Sırrı Er’in de program sunuyor olması. Doğrusu uzun yıllar haberci kimliğiyle dinlemeye alışık olduğum Sırrı Er bu kez İstek Saati’inde Türk Müziğinin birbirinden güzel şarkılarını anons ediyor. Üstelik bunun da hakkını verebileceğini hepimize gösteriyor. Özlemişiz, hem Sırrı Er’i. Hem de TRT’de bu ses kalitesini, bu üslubu, bu özeni…
DİKSİYON-ETKİLİ VE GÜZEL KONUŞMA SANATI
SERTİFİKA PROGRAMI
Eğitmenler: Toron Karacaoğlu- Sırrı ER
Eğitim tarihleri: 8 Mart-8 Nisan 2010
Kayıt Tarihleri: 22 Şubat- 3 Mart 2010
Eğitim süresi: 60 saat (5 hafta)
Eğitim günleri: Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe
Eğitim saatleri: 18.30-21.30
Eğitim yeri: İstanbul Ticaret Üniversitesi Eminönü Yerleşkesi
Eğitim ücreti: 750 TL +KDV
İletişim: 0212 511 41 92- İlknur Mutlu
DİKSİYON
Konuşmak, yalnızca bir iletişim aracı değildir. Kişinin tüm duygularını yanı sıra düşüncelerini de çevresine nakledebildiği en etkin yoldur.
Diksiyon eğitiminden anlaşılan, doğru ve güzel konuşmadır. Doğru ve güzel konuşma, öncelikle temel bir ses-nefes eğitimi ile gerçekleşir. Bu temel ses-nefes eğitimi daha sonra Türk dili eğitimi ile geliştirilmelidir. Doğru ve güzel konuşmak için ses, ton, vurgu gibi unsurları yerli yerinde kullanmak gerekir.
PROGRAMIN TANIMI:
Programın amacı; Nefes güçlendirme, anlaşılır ses çıkarma, heceleri doğru vurgulayabilme, düzgün cümle kurma, konuşmaları vücut diliyle destekleme ve etkili konuşma planını yapabilme yeteneğini kazandırmaktır. Eğitimin süresi 60 saattir. Bu programı başarı ile tamamlayan kişi Türkçeyi iyi kullanma ve etkili konuşma becerisini de elde etmiş olacaktır.
Genel Amaç:
Diksiyon eğitimi ile ilgili faaliyetleri başarı ile tamamlayan her katılımcı:
Eğitim sonunda yapılan sınavda başarılı olan katılımcılara başarı sertifikası verilecektir.


















