Bir dinleyicinin elindeki pet şişeden su içtiğini gören Dr.Demirkol,
- Şimdi içtiğiniz su ile neler elde ettiğinizi gözden geçirelim
O polietilen tereftalat maddesinden üretilmiş yani pet şişenin içindeki stalatlar suyun içine karışmış bulunuyor.
Ayrıca o plastiği yumuşatmak için antimon denen bir ağır metal kullanılmıştır o da suyun içine karışıyor dolayısıyla siz hem stalat, hem de antimon içmiş oldunuz şu anda. Peki, ne yapar bunlar size?
Bunlar hormon bozucular diye geçer.
Sizin vücudunuzda bir takım hormonal bozukluklar yaratır.
Bu hormonal bozuklukların bir bölümü, örnek, östrojen etkisini göstererek 5 yaşında çocukların adet görmesine sebep olur.
İki buçuk yaşında bir çocuk getirdiler Lüleburgaz’dan adet görüyor.
İki buçuk yaşında.
Hamile bir kadın östrojen etki gösteren bir hormonal bozucuyu aldığı zaman,
o madde özellikle bu 19 litrelik su bidonlarında onlar polikarbon denen bir plastiktir ve ham madde olarak Bisfenol-A denen bir maddeden üretilir.
Bisfenol-A’nın meme kanseri yaptığı 1930 yılından beri bilindiği halde ve 130 tane bilimsel yayın olduğu halde bunun hakkında hala biz o bidonlardan su içmeye mahkum bırakılıyoruz.
Bisfenol-A hamile bir kadının karnındaki çocuğun beynindeki cinsiyet ayrım merkezine gittiğinde çocuğun homoseksüel olma olasılığı çok yükseliyor.
Meme kanseri riski çok yükseliyor erkekse prostat kanseri riski normal bunla temas etmemiş insana göre 3 kat artıyor.
Yani musluk suyu için Allah aşkına.
- Arıtıcılar ?
- Paranız varsa arıtıcı kullanın.
Ama paranız yok arıtıcı alamıyorsunuz, musluk suyu için.
Musluk suyu İstanbul’da kullandığınız plastik şişedeki su hangisi olursa olsun 100 kat iyidir.
İSKİ’nın her ay İstanbul’daki bütün su havzalarının sağlık raporları internette yayınlanıyor.
Biz geçen sene NTV’de bir su programı yapmıştık ve NTV Yıldız Teknik Üniversitesinde piyasadan topladığı suları bakteriyolojik incelemeye gönderdi.
Hepsinde mikrop çıktı.
Hepsinde istisnasız.
Yani siz sağlıklı olsun, temiz olsun çocuğum mikropsuz su içsin diye mikroplu suyu paranızla içiyorsunuz.
Bıraktım vazgeçtim mikroptan, kanser yapıyor.
Almanya’da geçen sene ocak ayında Avrupa birliğinin gıda güvenliği merkezi vardır EFSA ocak 2010a kadar Bisfenol_A’nın sağlık sakıncası olmadığını iddia ediyordu.
Ama toplum baskısıyla mayıs ayında biz bu işi araştıracağız dediler ve ekim ayında biberonlarda Bisfenol-A’nın kullanımını yasakladılar.
Tamam, da biberonda yasakladın e çocuğuna Bisfenol-A’lı su bidonundan su katmıyor musun mamasını hazırlarken?
Isı ve zaman etkisiyle plastiğin defalarca kullanılmasıyla Bisfenol-A’nın suya geçiş oranı çok artıyor.
Şimdi su ısınmaz ki diyeceksiniz.
Arizona’da yapılan bir çalışmaya göre şehirlerarası su nakli sırasında kamyon içerisindeki su 80 dereceye kadar ısındığı saptanmıştır.
80 dereceye ısınan su o plastikten ne kadar madde çözüyor biliyor musunuz?
Sizi de sülalenizi de kanser etmeye yeter.
Antalya’da yazın açık havada duran suyun derecesi kaç acaba? Banyo bile yapamazsın o kadar sıcak suyla.
Ne olur musluk suyu kullanın. Bırakın şu plastikleri.
11 Eylül 2011 Fatih Altaylı’nın köşe yazısı
Pet şişelerden kurtulun
AŞAĞIDA
okuyacağınız satırlar pek hoşunuza gitmeyebilir.
Kendinizi kötü, hatta
rahatsız hissedebilirsiniz.
"İyi de, ne yapacağız" diyebilirsiniz.
Çünkü
ben de aynen sizin söylemeniz muhtemel bu cümleyi söyledim, aynen bu yazdıklarım
gibi hissettim.
Yine de sizleri sevdiğim için, bunları yazmak
zorundayım.
Önceki gün, bir yakınımın ameliyatı için, Türkiye'nin önemli
hastanelerinden birindeydim.
Ameliyat sonrası, alanında Türkiye'nin değil,
dünyanın en iyilerinden biri ve çok da eski dostum olan doktorumuz
geldi.
Ameliyatla ilgili bilgi vermek üzere.
Konuşurken, önümdeki masada
duran "pet" şişeyi alıp açtım ve bardağıma su doldurmaya başladım.
Profesör
doktor uzandı. Elimden pet şişeyi aldı.
Suyu doldurduğum bardağı
aldı.
Görevliyi çağırdı.
Pet şişeyi çöpe atmasını, bardağı da lavaboya
boşaltmasını söyledi.
"Benim dolabımdan cam şişede bir su getirin"
dedi.
"Ne oldu hocam, sular zehirli de bizim haberimiz mi yok" dedim
şaşkınlıkla.
"Keşke zehirli olsa. Panzehiri olur, ilacı olar. Bunlar
zehirden beter" dedi ve anlattı.
"Son yıllarda kanser olaylarında büyük
patlama yaşanıyor. Çok ileri yaşlarda ortaya çıkması gereken bazı kanser
türleri, çok erken yaşlarda görünür oldu. Yaşlılarda görülecek lenfomalar,
gencecik insanlarda peydahlanıyor. Kemik kanserleri, kemik iliği tümörleri sık
sık karşımıza çıkıyor."
"Biliyoruz hocam. Çevre koşulları, hormonlu gıdalar.
Her şey kanserojen" dedim.
"Evet" dedi. "Bu pet şişeler hepsinden daha
kanserojen."
"Bütün dünya kullanıyor" dedim.
"Medeni ülkeler giderek daha
az kullanıyor" dedi.
"Bu pet şişelerdeki sular 2 haftadan uzun süre şişede
kaldığı zaman, şişenin içindeki zararlı maddeleri çözüyor ve suya karışmasına
neden oluyor. Bunlar hücre yapılarına çok ağır zararlar veriyorlar. Her gün
yavaş yavaş bozuyorlar. Eğer iki haftalıktan daha yeniyse bunun içindeki su, iç.
Ama iki haftalıktan daha eski ise içme."
Hemen önümdeki açılmamış pet şişeyi
aldım.
2 aylıktı ve son kullanma tarihi olarak 10 ay sonrayı
gösteriyordu.
"Bu şişeler kısa süreli saklama için uygun. Ama uzun süreli
saklamaklarda çok zararlı."
"Peki ne yapacağız?" dedim.
"Cam şişe
kullanacağız. Cam şişede su alacağız. Her türlü gıdayı cam şişe içinde talep
edeceğiz. Hem çevreye daha az zararlı, hem de sağlığımıza."
"Maliyeti yüksek
ama" dedim.
"Kanserin tedavi maliyeti daha mı düşük? Aksine çok daha yüksek.
Bütün hayatın boyunca cam şişe kullansan, bir kanser tedavisinin onda biri
maliyeti bulmaz. Artık kanserleri büyük ölçüde tedavi edebiliyoruz ama yüksek
maliyetli oluyor. Hastayı da harap ediyor."
"Hadi küçük şişeleri cam şişede
hallettik, ya damacanaları ne yapacağız. Onlar da pet benzeri bir madde değil
mi?"
Profesör doktor daha da kötü konuştu.
"Oradaki sorun daha büyük. O
damacanalar birden fazla kez kullanılıyor. Ve onları temizlemek için, deterjanla
yıkanıyor genelde. İçinde kalan deterjanı temizlemek için en az üç damacana su
kullanmak gerek. Sen o damacanaların üç damacana suyla yıkandığını düşünüyor
musun?" diye sordu.
"Düşünmüyorum" dedim.
"Demek ki damacanadaki suyla
birlikte deterjan da içiyoruz" dedi.
Çocukluğumu hatırladım.
İstanbul'da
hasıra sarılmış cam damacanalar içinde Beykoz'dan gelme sular
satılırdı.
"Eskiden vardı cam damacanalar" dedim.
"Talep edelim yine
olur. Cama dönmekten başka çare yok. Yoksa her gün kendimizi bile bile
öldürüyoruz. BSigara içme kanser olursun kampanyaları yapılıyor. Bunların
yanında sigara masum kalır" dedi.
İçim karardı doğrusu.
Ama artık eve
pet şişe sokmama kararı aldım.
Bu kararı da sizinle paylaşmam gerektiğini
düşündüm.
Hepimizin çocukları için.
437 defa okundu...










FİLİZ GÜNEY
EDA ÖZTÜRK
KURŞUN KALEM
MEHMET CELâL
ABDULLAH AŞKERİ
Bedelli askerlik hakkında ne düşünüyorsunuz?







