Kürecik'teki NATO radarı gündeme geldiğinden beri İran sık sık gündeme geliyor. Türkiye cephesinde bu radarların herhangi bir komşumuzun - bunda genellikle İran kastediliyor- hedef alınmadığı söyleniyor. Diğer yandan gerek NATO ve gerekse Abede yetkilileri, İsrail'i mümkün olduğunca dışarıda tutmaya çalışarak İran'ı sık gündeme getirmeye başladılar.
Bu arada ilginç gelişmeler ve tartışmaların boyutu bir başka alanda seyretmeye başladı. Bunların başında Türkiye ile İran ilişkilerini bozmak adınadır bunlar. Bir kamuoyu oluşturuluyor. Özellikle PKK liderlerinden Murat Karayılan'ın İran tarafından yakalandığı, sonra da yapılan kimi pazarlıklar sonucu serbest bırakıldığı, bu gelişmelerden sonra PJAK'ın İran'daki faaliyetlerine son verdiği yönünde yoğun tartışmalar yapılıyor.
İran hedefe alınırken Hilary Clinton'un yaptığı son açıklamada yeni bir sürecin başlayacağının göstergesi.
Türkiye gibi önemli bir ülkenin bölgede ağabeylik veya kardeşlik ilişkileri olumlu seyrederken "Arap Baharı" ile her şey birden ters yüz oldu. Suriye ile kardeşlik ilişkileri o kadar olumlu bir noktaya gelmişti ki, vizesiz gidiş gelişler, ticari ve sosyal ilişkiler gibi. Yeni Osmanlı süreci gibi tartışmalar gündemdeydi. Diğer komşu veya olmayan Müslüman ülkelerle her yönüyle sıcacık bir atmosfer oluşturmuştu. "Arap Baharı"yla başlayan süreçte Türkiye kendini ummadığı bir yerde buldu. Mısır'da taraf oldu, bu olumlu sonuçlandı Türkiye açısından. Libya'da taraf oldu, fakat kendisini merkezde değil de bir figüran konumuna düşürdü gelişmeler. Fransa ve İtalya bir hamleyle öne geçtiler. Bu, bir bakıma yeni sömürge sürecini de anımsatıyor bize. Sayın Başbakan'ın Mısır gezisindeki "Laiklik önerisi" sıcak ilişkileri bir anda bozdu. İslâmi duyarlığı olan çevrelerin büyük tepkisini çekti. Türkiye'nin bölgede olan sempatisini, sevgisini ve güvenini yitirmesine neden oldu.
Uzun zamandır alışık olduğumuz ve bir süredir pek de gündeme getirilmeyen İran ve Molla yönetimi kimi çevrelerce yeniden gündeme taşındı. Milliyet yazarlarından Semih İdiz 10 Ekim 2011 tarihinde "İran Erdoğan'a ateş Püskürüyor" yazısını bu ruh üzerine kuruyor.
Bunun gerekçelerini de Başbakan'ın Laiklik çıkışına bağlıyor. Özellikle mezhep, rejimler arası çekişmeleri de ekliyor konusuna. Müslümanlar ile ilgili bu gerilimler yaşanırken, Başbakan duyarlı bir konu olan Filistin'i gündemde tutuyor. İsrail ile ilgili sertliğini sürdürüyor. Bu da bölgede pek de karşılık bulmuyor. Ancak iç politika bakımından bir heyecan oluşturuyor.
Kürecik'e konuşlanacak Radar üssü'nün sakıncaları üzerinde hiç de durulmuyor. İran, bu konuyu ciddiye almış, Türkiye ile ilgili ilişkilerinde ciddi bir gerilim yaşıyor. Murat Karayılan'ın tutuklanması ve serbest bırakılması da bu sürecin bir sonucu olarak görülüyor. Türkiye açısından elbette önemli bir konudur bu. İran açısından bakıldığında, Abede, Batı ve NATO merkezli İran'ı hedef alan girişimler gözden ırak tutuluyor.
İran, Türkiye'nin son dönemdeki tutumunu üç noktada eleştiri konusu yapıyor. Bunlar Mısır'da laiklik çıkışı, Suriye'de Abede'nin zorlamasıyla kardeş Beşar Esat'ı [Başbakan'ın son yıllardaki yaklaşımı böyleydi] devre dışı bırakması, Kürecik'te kurulacak olan NATO radar üssü...
Bölgede İsrail güvenliği açısından tehlikeli görülen İran'daki gelişmeler gerilim noktasına taşınıyor. Hilary Clinton'un İran'ın Türkiye'ye saldıracağının işaretini verdi.
İran'dan sonra Türkiye'ye sıra geleceği öteden beri tartışılan bir konu. Sayın Başbakan son dönemlerde tehlikenin boyutlarının farkında olması, yeni hamleler yapma girişimi olarak görebiliyoruz. Güney Afrika'daki "İsrail'de atom bombası var" çıkışı bunun bir sonucu. Ancak bu çıkış Batı ülkelerinde ve hatta bölgede beklenen etkiyi göstermedi. Bu, bilinen bir gerçek, ancak bu gerçeğin seslendirilmesi sonucu pek de değiştirmiyor. Türkiye İzmir'de NATO'ya ait füze üssü, Malatya Kürecik'te radar üssünün kurulmasına engel olamıyor. Diğer taraftan D-8'ler ile yerli otomotiv ve ortak çalışmaların gündeme getirilmesi gelişmelerin ciddiyetini ortaya koyuyor. Fakat süreç onların istediği şekilde maalesef seyrediyor.
Türkiye'nin hedef olduğu da artık açığa çıkmış bulunuyor. Ne yazık ki böyle.
408 defa okundu...





FİLİZ GÜNEY
EDA ÖZTÜRK
KURŞUN KALEM
MEHMET CELâL
ABDULLAH AŞKERİ
Bedelli askerlik hakkında ne düşünüyorsunuz?







